Yaşlılığa Genel Bakış

Yaşlılık kaçınılmaz ve geri dönülmez bir süreçtir. İnsanın yaşam evresinde doğumla başlayıp ölümle son bulması Cenabu Hakkın evrensel bir olgusudur

YAŞLANMA

Biyolojik Yaşlanma KronolojikYaşlanma
Bedensel yaşlanma
Sosyal yaşlanma
Ruhsal yaşlanma
Entelektüel yaşlanma

Hareketsizliğin Kalp Dolaşım Sistemine Yaptıgı Etki

Egzersizler düzenli ve bilinçli bir şekilde yapıldığı takdirde; KKH riski azaltılabilir. Buna göre;

Ø Egzersiz ile kronik olarak gelişen miyokard dolaşımı ve metabolizmanın gelişmesi hypoxic stress (O2sizliğin gerilimde) kalbi koruyabilir; Bu kullanılan damarların artmasını içerir, aynı zamanda kardiak glikojen depoları ve glikolikit kapasite temel olarak artar. Kalbe oksijen temini tehlikeye girdiği zaman bundan yararlanılabilir,

Kroner Kalp Krizi ve Riskleri

Elde edilen anlamlı bilgiler kalp krizinin dinamiğini ve tabii tarihçesini oluşturmuştur. Değişik kişisel farklılıklar, çevresel faktörler ve KKH ye karşı bireysel birçok hassasiyet 30 yaşın üzerinde belirlenmiştir KKH yi etkileyen bir çok özellik liste olarak çıkarılmıştır.

1. Yaş ve cinsiyet

2. Kandaki lipit düzeyi

3. Yüksek kan basıncı

4. Sigara

Hareketsizlik ve Kroner Kalp Rahatsızlıkları

Kroner kalp hastalığı (KKH) genellikle kalp kaslarını besleyen büyük arterlerin iç kısımlarında oluşan dejeneratif değişmeleri içerir. Bu değişme kanın damarlardan akışıyla gittikçe azalması ve kan akışındaki bu azalma sebebiyle O2 kullanımının zayıflaması “Ischemıc“ oluşturur. Bu da miyokard enfarktüsüne sebep olur. Damarların tıkanması bazen küçük damarlarda meydana gelir. Böylece kalp kasının bir kısmı ölür. Buna kalp krizi veya miyokard enfarktüsü denir.

Kilo ve Egzersinin Yararları

Bazal metabolizma oranlarında (BMR) kişiden kişiye değişme göstererek şişmanlığı belirleyen en önemli etkenlerden biridir. Bazal metabolizma ; yaş, cinsiyet, kas kütlesi, kişinin aktivite düzeyi, uyku durumu ve genetik yapısına bağlı olarak değişiklikler gösterir.

25 yaşın üzerindeki bireyler için her 10 yıllık süre, enerji gereksinimini %4 kadar düşürmektedir. Yapılacak şey ise ya alınan kaloriyi azaltmak ya da egzersizle fazla kaloriyi harcamaktır. Bir çok araştırmacı enerji alımının kısıtlanmasını kilo kontrolünde en etkili yöntem olarak savunmaktadır.

Niçin Kilo Alırız?

Kilo almamızın nedeninin besinlerde bulunan enerji olmadığını bilmemiz gerekir. Besinlerin doğasında glikoz, lipit, protein, vitamin, lifler, mineral tuzlar ve eser-elementler gibi besinsel içerikler bulunur.

Bu nedenle şişmanlamanın sebebi sadece yanlış beslenme ile sınırlandırılmamalıdır. Kilo almanın sebeplerini şu başlıklar altında toplayabiliriz:

• Kötü beslenme,

HAREKETSİZLİK VE MEYDANA GELEN HASTALIKLAR

İnsan vücudu doğuştan gelen özeliklerinden dolayı sürekli hareket etmek ihtiyacındadır. Diğer tüm canlılarda olduğu gibi insanlar çetin doğa koşulları ile mücadele edecek, kendini savunabilecek, en güç durumlarda dahi ihtiyaçlarını sağlayabilecek bir yapıya sahiptir. İçinde bulunduğumuz yüzyıla gelinceye kadar bu yapının gereği olarak insanlar sürekli hareket halinde olmuş, pek çok işi yerine getirmek için kas gücünü kullanmak zorunda kalmıştır. Ancak, 19. yüzyılın sonlarıyla 20. yüzyılın başlarında mekanik ve elektrik enerji sistemlerinin çok kısa zamanda büyük gelişme göstermesi ve

HAREKETSİZLİK VE BUNDAN OLUŞAN PROBLEMLER

Bu durumun ve içinde bulunduğumuz koşulların kaçınılmaz sonucu olarak, hareket azlığına bağlı sağlık sorunları belirmeye başlamış ve hareketsizlik insanı tehdit eden, yaşamı riske atan bir etken durumuna gelmiştir. Bu riskin ne kadar büyük ve hareketsizliğin ne denli sakıncalı olduğunun en çarpıcı örneğini uzun süre yatağa bağlı kalmak zorunda kalan hastalarda görmek mümkündür. Daha ilk günlerden itibaren bu kişilerin hemen tüm sistemlerinde gerilemeler olmakta bedensel çöküntüyü kısa bir süre sonra ruhsal çöküntü devresi izlemektedir.

Geçmiş, Günümüz ve Sağlık

Geçmişte sağlığın tanımı; hastalıklardan uzak olma diye ifade edilirdi. 1900lerin başında ölümlerin büyük bir kısmı bakteri ve virüslere bağlı enfeksiyon hastalıklarından kaynaklanırdı.Ve o dönemde insanların ortalama yaşam süreleri 50 yaşın altındaydı.

20. yy sonlarında tıp biliminin ilerlemesi ile enfeksiyonel hastalıklarda önemli azalma, tedavi yöntemlerinde de büyük gelişmeler olmuştur. Sonuçta da hastalıkların birçoğundan korunabilir hale gelinmiştir.

SAĞLIKLI BİR YAŞAM VE İNSAN

Yüzyıllardır sağlıklı olmak, yaşlanmayı yavaşlatmak, enerjik canlı ve pozitif olmak için araştırmalar yapılmıştır. Doğumla başlayan biyolojik gelişmede yaşam kalitesini yüksek tutmak, psikolojik olumsuzluklara karşı dirençli olmak, sağlıklı çevrede yaşamak, doğru beslenmek ve hareketli olmak gibi elimizde olan faktörleri kontrol altına alarak sağlıklı ve uzun yaşamın temel anahtarına sahip olabiliriz.

Aslında sağlık insanların yaşam biçimiyle doğru orantılıdır.

TÜRKİYE, YAŞAM VE SPOR

Türkiyede yaşam boyu spor olgusunu gerek tanıtmada, gerek başlangıcında, gerekse yerleştirmede hep aynı isim karşımıza çıkıyor. Bu noktada bir bilim adamımızın büyük payı var. Bu kişi Dr. Necmettin Erkan dır. Bu bilim adamımız ülkemizde, jogging olayını ve yaşam boyu sporu yaymak, halkımıza benimsetmek için büyük bir gayret sarfetti. Lisanüstü eğitimini Amerikada tamamlayan Dr. Erkan 60lı yılların sonunda ve 70li yılların başında o zaman bölgesel yayın yapan Ankara televizyonu için bir dizi program yaptı. Daha sonra 1975-1982 yılları arasında

Saglıklı Yaşam ve Çalışmalar

Kuzey Amerikanın Wisconsin Üniversitesi Biyodinamik Laboratuvarlarında 1967 yılında bir araştırma yapıldı. Araştırmanın konusu “Koroner damar hastalıklarından koruyucu egzersizler” di. Bu projeyi üniversitenin hastahanesi kalp uzmanları, biyodinamik laboratuarlarının doktorları, beden eğitimi bilim doktorları ve uzmanlar yürüttüler. Projenin başında ise spor Fizyolojisi bilgini prof. Dr. Bruno Balke vardır. İşte, dünyadaki sağlık için spor konusunda yapılan ilk geniş kapsamlı bilimsel bu çalışmada bir de Türk bilim adamı vardı. 1964 yılında kazandığı burs ile ABDye giden ve bilim uzmanlığı çalışmasını orada yapan ve daha sonra doktora çalışması için 1965 yılında Wisconsin Üniversitesine geçen

dünya ve spor

Yaşam boyu spor olgusunun doğuşunun ardından yurt dışına gözlerimizi çevirdiğimizde, bu konu ile ilgili çeşitli etkinliklerle karşılaşıyoruz. Büyük katılımlı koşular, dileyen herkesin katılabileceği maratonlar düzenleniyor. Her yaş grubunda kızlı, erkekli sporcu ve sporcu olmayan kişileri görüyoruz. . Sabahları sokaklara göz attığımızda şortlu, eşofmanlı koşan insanlar göze çarpıyor.

Özellikle 1980li yıllarda bu konuda tüm dünyada büyük bir hareketlilik göze çarpıyor. O dönemler Sydney de 16 bin kişinin koştuğunu gazetelerden öğreniyoruz. Aralarında infarktüs geçirmiş on kişinin de bulunduğu, 20 Bin kişi Boston maratonunda koşuyor. Eski gazeteleri karıştırdığımızda zamanın ABD devlet başkanı J. Carter ın ve bugüne baktığımızda ABD Başkanı Bushun düzenli olarak “jogging” ve spor yaptığını okuyoruz. Yine o tarihlerde zamanın B. Almanya Devlet Başkanı Caerstens, bir süre bazı yurt içi gezilerini “yürüyerek” yaptığını görüyoruz.

Az Egzersiz ve Zararları

Uygar yaşantı dediğimiz, sürekli teknolojik ve endüstriyel gelişim içerisinde olan, kent yaşamında kırsal yaşantının dinlendirici, güç verici görüntü ve ortamı kaybolur. Bir beton yığını şekline dönüşmüş evler, yeşile hasret alanlar. Sanayi artıkları kirlentileri, dumanları, gürültüleri ile dolu bir yaşantı. Korna, daktilo, telefon sesleri, çığlıklar, bağırışlar. Dar ve pislik kokuları ile sokaklar. Konserve kutusu gibi taşarcasına doldurulmuş ulaşım araçları. Asık suratlı insanların, hızlı adımlarla dolaştığı caddeler. Geçim derdi, işini kaybetme korkusu. Ve bunlara benzer sıralayabileceğimiz, çeşitli nedenlerle oluşan psiko-sosyal baskılar. Hareket azlığına bir de bu tip psiko-sosyal baskılar eklenince, organizmanın duyarlılığı artmakta, dayanma gücü azalmaktadır.

Aktif Bir Hayatın Kazandırdıgı VE Hareketsizlik

GİRİŞ

Yaşam genelde hareket ile tanımlanır. Tarih boyunca uygarlık, gün geçtikçe büyük gelişmeler göstermiştir. Artık otomasyon ve mekanizasyon insan yaşantısında büyük bir yer tutmaktadır. Her gün insanın rahatlığı için yeni bir alet geliştirilmektedir. Bulaşık yıkamaktan, ekmek kesmeye kadar her şey aletlerle yapılıyor. Gerek genel üretimde, gerekse günlük yaşantı da insan her dakika daha az aktif olmaktadır.

Oyun,Spor ve Çocuk

çocukluk dönemi, insanın doğumundan itibaren cinsel olgunluğa ulaşıncaya kadar yaşadığı dönemi kapsar. Bu süreç genel olarak kızlarda 10 yaş, erkeklerde 11 yaş sonuna kadar devam eder. 0-14 ay arası bebeklik dönemi, 15-36 ay arası özerklik dönemi, 4-6 yaş arası bireysellik kazanma dönemi, 7-11 yaş arası toplumsallaşma dönemi olarak seyreder.

rahim agzı kanseri ve siz

Özellikle 20 – 25 yaş arasındaki her 3 kadından birinde bulunan ve rahim ağzı kanserine yol açan HPV virüsü cinsel yolla bulaşır. Kadınların çoğunda virüs vücuttan atılırken bazılarında atılamaz ve rahim ağzı kanserine neden olur.

VKV Amerikan Hastanesi Kadın Sağlığı Ünitesi uzmanlarından ve tupbebek.com sitesi medikal direktörü Dr. Senai AKSOY rahim ağzı kanserinden nasıl korunabileceğinizi, hastalığın teşhis ve tedavisini 10 soruda anlatıyor.

1.Rahim ağzı kanserine nasıl yakalanılır?

parmaklarınız ve kişiliginiz...

Parmakların kişiliğini yansıtıyor

El parmaklarınızın kişiliğiniz hakkında bir çok gerçeği ortaya çıkarttığını biliyor musunuz?

Parmaklarınız ve siz...

Bir süre önce İngiltere’de piyasaya çıkan ‘The Finger Book’ (Parmak Kitabı) adlı kitapta, birçok özelliğimizin parmak yapısına ve parmak uzunluğuna bağlı olduğu ifade ediliyor.
İşte kitapta yer alan ifadelerden bazıları;

Yüzük parmağı, işaret parmağından uzun olan;

- Hassas ve dışa dönük biridir.
- Risk almaktan korkmaz.

Fitness

Hacim çalışması
Kas çalışmasında sonuç elde edebilmek, çalışma temponuz, programınız, genetik yapının elverdiği gelişim olanakları, dinlenme süresi ve beslenme gibi pek çok faktöre bağlıdır. Genetik faktörlerden başlayarak sıra ile inceleyelim.

Kırmızı ve beyaz kaslar

A vitamini keskin gözler için şart

Keskin gözler için A vitamini
A vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir. Karaciğerde depolanan bu vitamin ısıya ve pişirmeye dayanıklıdır. Vitamin A miktarı "Retinol Equivalent" ile ölçülür.

Yararları

saglık ve mutluluk için spor

Sağlık ve mutluluk için spor
Sporsuz ve hareketsiz bir yaşam tarzı kalp ve damar hastalıklarından diyabete kadar birçok hastalığa neden oluyor. Sporun ruhsal sağlığa da katkısı olduğunu belirten uzmanlar düzenli olarak spor yapan gençlerin şiddete daha az başvurduklarını söylüyor.

13 Nisan 2005 — Memorial Hastanesi Spor Hekimi Uzm. Dr. Murat Beyaz sporsuz bir yaşam tarzının yol açtığı olumsuzluklar ile sporun ne zaman ve nasıl yapılması gerektiğini anlattı.

www.memorial.com.tr

Zayıflama diyetlerinin en güvenilir destekçisi : EGZERSİZ

Fazla kilolarınızdan kurtulmak ve sağlıklı kilo vermek için besinlerle olan ilişkinizi az çok dengelemeye çalışsanız da, bunun tek başına maalesef yeterli olmadığı artık herkes tarafından bilinen bir gerçek. Zayıflama diyetlerinin en güvenilir destekçisi ise aslında çok da sihirli olmayan bir kelime: EGZERSİZ

İşte yağlarınızı yakmanızı sağlayıp, sağlıklı kilo kaybı için size yardımcı olacak egzersizlerle ilgili öneriler:

UFAK BİR HATIRLATMA!!

Öncelikle ev işlerini, gün içindeki koşuşturmaları ima ederek aslında sürekli hareket halindeyim diyorsanız, bu aktivitelerin kısa zamanda değil, ancak uzun vadede işinize yaradığını öğrenmelisiniz. Yani tamamen hareketsiz (sedanter) bir yaşamdansa az çok hareket etmek hayatınızdaki pozitiflerden biri. Ama yağ egzersiz yaparak enerji harcayıp yağ yakmak anlamına gelmiyor.

En güzel diyet, SÜNNETE RİAYET

Öteden beri insanlık, değişik hastalıklarla mücadele etmiştir. Her asırda asra damgasını vuran bir hastalık meydana çıkmış ve doktorlar bu hastalığı yenme adına araştırmalar yaparak tedavi yolları aramışlardır.

Günümüzde de tedavisi için uğraş verilen pek çok sağlık problemleri var. Bunlardan bir tanesi de şişmanlık. Özellikle gelişmiş ve gelişme yolunda olan ülkelerde şişman insan sayısı her geçen gün daha da artıyor. Doktorlar şişmanlığı artık en önemli sağlık problemleri sıralamasına alıyor ve şişmanlığın sebep olduğu hastalıklara karşı insanların dikkatlerini çekmeye çalışıyorlar. Şişmanlık vücudumuzu sadece estetik açıdan bozmakla kalmayıp, aynı zamanda çabuk yorulma, nefes darlığı, eklem ağrıları, şeker hastalığı, damar sertliği gibi beraberinde çeşitli ölümcül rahatsızlıklara da zemin hazırlıyor.

Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), asırlar öncesinden “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şeyler: Göbek bağlamak, çok uyku, tembellik ve yakîn (iman) azlığıdır.”

Sağlıklı bir yaşam için ideal Kilonuzu Koruyun

Kilo vermek kadar ideal kilonuza ulaştıktan sonra kavuştuğunuz kiloyu korumak da son derece önemlidir. Bu yüzden sağlıklı ve düzenli beslenmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz.
Kilo verdiniz ancak kilo vermek kadar verdiğiniz kiloları geri almamak, formunuzu korumak da önemlidir. Bu nedenle sağlıklı beslenmeye kilo verdikten sonra da devam etmeniz gerekiyor. Aksi takdirde kısa bir süre sonra hızla kilo aldığınızı göreceksiniz. Bunun önüne geç mek için bazı hatırlatmalar yapmak gerekli..
Sabah Vakti:
Mutlaka kahvaltı edilmeli ancak bu seçim için tercih poğaça ve meyve suyu olmamalıdır. Çünkü böyle bir öğün çok fazla yağ ve şeker içerir. Oysa kepek ekmek ve az yağlı beyaz peynir ile yapılan bir sandviç veya cornflakes, az yağlı süt ve kuru meyve çok daha sağlıklı bir seçim olacaktır.

Gelişmiş ülkelerin baş sorunu: Şişmanlık

Dünya ülkelerinin korkulu rüyası haline gelen ve mücadele edilmesi gereken bir alana dönüşen ‘şişmanlık’ konusunda tehlike çanları çalıyor.

Şişmanlığı, enerji alımının enerji tüketiminden daha fazla olduğu durumlarda, yağ dokusunun artışıyla ortaya çıkan sosyal, psikolojik ve ciddi tıbbi sorunlar yaratabilen önemli bir sağlık problemi olduğunu belirten hekimler, şişmanlık insidansının gelişmiş ülkelerde yüksek oranlarda görüldüğü gibi özellikle gelişmekte olan ülkelerde de yaşam koşullarının değişmesine bağlı olarak giderek arttığına dikkat çekiyorlar.

Kalıtım, yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik gibi nedenlerden kaynaklanan ve modern toplumların problemi olan şişmanlık, beraberinde bir çok sağlık problemine yol açıyor.

Şişmanlık nedir? Kimlere şişman denir?

Kilo verme ve diyet endüstrisi son yıllarda milyarlarca doların döndüğü ticari bir yapı haline gelmiştir. Bir takım diyet listeleriyle, oldukça sağlıklı ve kendisiyle barışık kişiler bile zayıflama çılgınlığına itilmektedir. Reklamlardaki ve televizyonlardaki vücut tipi, sağlıksız bir şartlanma oluşturmaktadır. Sopa gibi zayıf olma modası son derece sağlıksızdır.

Ancak aşırı şişmanlık da pek çok sağlık sorunlarına yol açmaktadır; yüksek tansiyon, diyabet, kalp rahatsızlıkları, aşırı uyku ve horlama, böbrek problemleri ve eklem iltihaplanmaları bunlardan sadece bir kaçıdır.

Kilo vermek kan basıncını düşürdüğü gibi; kolesterolü azaltır, ayrıca kalp krizi geçirme riskini de düşürür. Aşırı kilolu olanlar, normal kilolulara oranla hastalıklara karşı daha büyük risk altındadır.

Son yorumlar

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18

İçeriği paylaş