Hayat boyu sağlık için spor şart!

Yeterince hareket etmediği için dünyada her yıl 2 milyon insan ölüyor!

Uzmanlar bedensel hareketsizliğin başta kalp, yüksek tansiyon olmak üzere birçok hastalıkta etkin rol oynadığını, yaşam boyu sağlıklı olmak için sporun şart olduğunu belirttiler.

Egzersizin kişinin yaşına, cinsiyetine, sağlık durumuna ve becerilerine göre farklı özellikler taşıyabileceğini kaydeden uzmanlar, genel bir tanımlamayla, haftada üç ila beş kez arasında yapılan düzenli, ritmik ve yaklaşık olarak 30 - 45 dakikalık bir programın faydalı olduğunu ifade ettiler.

Düzenli orta düzeyde yapılan bedensel aktivitelerin kalp hastalığı, şişmanlık, insüline bağlı olmayan diyabet, yüksek tansiyon gibi hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde önemli olduğunu kaydeden uzmanlar, "Vücut ağırlığının kontrolü ve organizmanın strese karşı direncini artırmada, egzersiz önemli rol oynamaktadır. Yaşam tarzına bağlı etken taşıyan kanser gibi hastalıklara, düzenli spor yapan kişilerin yakalanma riski daha düşüktür. Ayrıca egzersiz, kanser ve AIDS gibi belirli hastalıklarda da ek tedavi olarak önerilebilir" dediler.

Koşmak kilo kaybettirmiyor mu?

La Stampa gazetesinde çıkan habere göre fazla kilolardan kurtulmak için koşmanın pek de işe yaramıyor.

İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, birçok ünlüyü antrenörlük yapan Londralı Greg Brookes, koşmanın kilo vermeyi sağladığının sadece eski ve yanlış bir inanıştan ibaret olduğunu iddia etti.

Birçok kişinin başlarda kilo verdiğini söyleyen Brookes, "Koştukça kendini bir sonraki koşuya hazırlayan vücut, daha fazla yağ depolama eğilimi gösteriyor" dedi. Sadece koşarak kilo vermenin mümkün olmadığını ifade eden Brookes, olağanüstü bir mekanizma olarak nitelendirdiği vücudun kendini her koşula adapte edebildiğini de vurguladı.

Spor yapmayan çalışamıyor!

Türkiye pazarına 2010’da giren spor perakende mağazası Decathlon’da satış uzmanları aynı zamanda fitness danışmanı… Çünkü hepsi birer spor tutkunu…

Ankara ve İstanbul’da iki yeni mağaza açan spor perakende zinciri Decathlon, satış elemanlarına verdiği farklı eğitimle müşterilerin dikkatini çekiyor. Şirket, çalışanlarına spor yapmaları şartını getirmiş. Dünyada 41 bin, Türkiye’de ise 120 çalışanı olan Decathlon’da ürünler ve spor dalları hakkında geniş bilgi sahibi olan satış uzmanları bu altyapıyı sıkı spor yapmaya borçlu. Decathlon Türkiye Ülke Müdürü Boumedienne Boualoi, bu durumun müşterileri de çok memnun ettiğini savunuyor.

Satışçılardan spor tavsiyesi

Boulualoi de aslında bir spor tutkunu… Paris’te üniversite okuduktan sonra Fransız bir şirkette yetenek avcısı olarak çalışan Boulualoi, spora olan ilgisi nedeniyle Decathlon’da iş fırsatı yakalamış. Birçok spor alanına ilgisi olduğunu söyleyen Boumedienne Boualoui, futbol, squash ve tenisin favori sporları arasında olduğunu vurguluyor.

Omurgayı zorlayan 5 yanlış

Bilgisayar karşısında, işte, ofiste, alışverişte, sporda, ilkokul çağında ve hamilelik döneminde omurgayı zorlayan 5 yanlışın ne olduğunu biliyor musunuz?

Gövdemizin dik durmasını ve hareketlerini sağlayan omurilik ve sinirleri koruyan omurga, günlük yaşantımızdaki yanlış kullanımlara bağlı olarak zarar görebiliyor.

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Erhan Serin, "Omurga, kemik ve bu kemiklerin aralarındaki yumuşak dokulardan oluşuyor. Bu yapı, olması gerektiği şekilde güçlü ve fizyolojik şekilde tutulmazsa yaş ilerledikçe birçok hastalık ile karşılaşılıyor" dedi.

Omurgayı zorlayan 5 yanlışa dikkat çekerek omurgayı korumak için neler yapılması gerektiğini anlatan Prof. Serin, son yıllarda evde veya ofiste bilgisayar başında geçirilen zamanın gittikçe arttığına dikkat çekti ve şunları söyledi:

Spor yaparken sakatlayan 7 neden

Yazın sıcak ve güzel havanın tadını çıkarmak isteyenler yüzme, tenis, halı saha maçları, basketbol gibi sporlara yöneliyor. Ancak spor ısınmadan yapılırsa, sakatlık kaçınılmaz oluyor.

Yaz aylarında hem kilo vermek hem de zinde kalmak isteyenler, daha çok açık havada yapılacak sporları tercih ediyor.

Ancak daha önce spor yapmayıp birdenbire spora başlayanlarda 7 farklı nedenle ‘sakatlık’ oluşuyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Metin Uzun, amatör kişilerce yapılan spor aktivitelerinde karşılaşılan başlıca 7 sakatlık nedenini şöyle sıralıyor:

Metabolizmanızı kalsiyum ile çalıştırın

Son zamanlarda kalsiyum ile ilgili yapılan araştırmalarda, kalsiyumun zayıflatmaya yardımcı olduğu ile ilgili kanıtlar var.

Vücudumuz için en önemli elementlerden biri kalsiyumdur. Kalsiyum kemiklerimizin ve dişlerimizin ana maddesidir. Vücuttaki kalsiyumun yüzde 99’u bu şekilde bulunur. Yüzde 1’i ise kanda ve yumuşak dokuda bulunur. Dolaşımdaki kalsiyumun başlıca görevi; kanın pıhtılaşmasını sağlamak, eklemleri ve kemikleri onarmak, kalp ritmini düzenlemek, sinir uyarılarının iletimini sağlamak, kasların kasılabilirliğini ayarlamak ve dokuların canlılığını sürdürmesine katkıda bulunmaktır.

Vücut, kalsiyum dengesini, parahormon adını verdiğimiz bir hormon ile sağlar. Parathormon boynumuzun hemen önünde, tiroit bezlerimizin arkasında yer alan paratiroit bezlerinden salgılanır. Vücut kalsiyumu az ise, parathormon, kalsiyum seviyesini yükseltmek için harekete geçer. Kalsiyum metabolizmasında böbreklerin ve D vitamininin de önemi vardır. Bütün insanların, günlük kalsiyum ihtiyacını karşılamak için ortalama 1000 mg kalsiyum alması gereklidir. Bu ihtiyaç gebelik ve süt verme döneminde 1500-2000 mg’a çıkar. En zengin kalsiyum kaynağı süt, yoğurt, ayran, peynir, hamsi, sardalye, somon balığı, kuru baklagiller, badem, ceviz, brokoli ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerdir.

Depresyona karşı vejetaryen diyet!

İnsan yaşamını olumsuz etkileyen depresyona karşı çözüm yolları arayan bilim adamları, sebze ağırlı beslenmenin ruh sağlığına da iyi geldiğini ortaya koydu.

İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Tokyo’daki Ulusal Sağlık Merkezi’nce yapılan bir araştırma, sebzeler açısından zengin bir diyetin depresyona karşı koruyucu olduğunu gösterdi.

Araştırma sonuçları, meyve, sebze, mantar ve soya ürünleri açısından zengin bir diyet izlemenin, depresyon belirtilerinin azalmasında da etkili olduğunu ortaya koydu.

Yaklaşık 500 kişiden beslenme alışkanlıkları ve depresyon belirtileri ile ilgili bir form doldurmalarını isteyen bilim adamları, yaptıkları analiz sonunda beslenme modellerini, zengin bir kahvaltıya dayalı klasik Batı diyeti, hayvansal yağlara dayalı diyet ve sebzelerin ön planda olduğu diyet olmak üzere 3’e ayırdı.

Yedikleriniz size uygun mu?

Yediklerinizin hangisinin kilo aldırdığını bilmek, daha iyi bir diyet listesi oluşturmak için şart. York testi ile bu çok kolay.

York testi, yediklerinizin hangilerinin vücudunuza zararlı olduğunu anlamanızı sağlayan basit bir kan testi. Parmak ucundan alınan kan İngiltere'deki yetkili laboratuara gönderilip inceleniyor, hangi besinlere karşı intoleransınız olduğu tespit ediliyor. Çıkan sonuca göre uzman diyetisyenler size özel bir beslenme programı oluşturuyor.

Elle dergisinde yayımlanan habere göre, kilo problemi, ödem, gaz, şişkinlik, kabızlık şikayetleri olan, irritable bağırsak sendromu (IBS), sedef hastalığı, migren, ütriker, egzama, uyku bozukluğu, yorgunluk, halsizlik vb. hisseden kişiler York testi yaptırabilir. Hiç şikayeti olmayan kişiler de bu testi yaptırarak farkında olmadıkları rahatsızlıkları keşfedebilir. Hiç şikayeti olmayıp sadece merak için York Testi'ni yaptıranlar ise testte çıkan gıdaları diyetlerinden çıkardıklarında kendilerini daha hafiflemiş, daha enerjik hissettiklerini, yorgunluklarının kalmadığını söylüyor.

Beyni dinç tutmak için egzersiz şart

Uzman uyarısı: Beyin, aynı kaslarda olduğu gibi çalıştıkça güçleniyor. Teknoloji beyni atıl duruma düşürüyor. Eğer siz beyninizi rölantiye bırakırsanız, kolaya kaçarsanız, hafızanız da o kadar zayıflar''

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Babür Dora, beynin, aynı kaslarda olduğu gibi çalıştıkça güçleneceğine dikkati çekerek, ''Teknoloji beyni atıl duruma düşürüyor. Eğer siz beyninizi rölantiye bırakırsanız, kolaya kaçarsanız, hafızanız da o kadar zayıflar'' dedi.

Prof. Dr. Babür Dora, AA muhabirine yaptığı açıklamada, unutkanlığın bir hastalık değil, bir belirti olduğunu söyledi.

Ağırlık kaldırmak testosteron hormonunu arttırıyor

Hayatın aslında her gün süren bir ölüm-kalım mücadelesi olduğunu hiç düşündünüz mü? Siz fark etmeseniz de her geçen gün kas kütleniz, saç telleriniz, hafıza kapasiteniz hatta cinsel isteğiniz azalır. Bedeniniz gözle fark edilmeyecek bir şekilde ağır ağır yaşlanır. Bu süreçteki en karmaşık durumlardan biri de testosteronun-yani kasların büyümesini ve yağ kaybını tetikleyen, sizi güçlendiren, daha agresif ve rekabetçi kalmanızı sağlayarak libido patlamalarına sebep olan yegane hormonunuzun-üretiminin yavaşlamasıdır.

MUSCLE&FITNESS dergisinde yayınlanan habere göre testosteron hormonunu ile ilgili yapılan araştırmalar da yaşla beraber testosteron seviyesinin düşmesinin gayet doğal olduğu belirtildi. Buradaki iyi haber ise, eğer yeteri kadar ter dökerseniz kaybettiğiniz testosteronları geri kazanmanın mümkün olmasıdır. Bilimsel olarak ele alındığında; testosteron hormonu, bilindiği gibi kasların gelişmesi üzerinde önemli bir role sahiptir. Testosteron kas hücrelerine ulaşır ve burada kendisini androjen reseptörlerine bağlar. Sonra birbirine bağlı bu testosteronlar hücrenin çekirdeğine girer ve kas büyüten genleri harekete geçirir. Connecticut Storrs Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre antreman sırasındaki testosteron artışının kaslardaki androjen reseptörü seviyelerini anında yükselterek erkeklik hormonunu arttırdığı belirlendi.

Bel ve boyun fıtığında yeni yöntem

Amerika'dan getirilen cihaz sayesinde, bel ve boyun fıtığı tedavisinde etkili sonuçlar elde ediliyor.

Özel Romatem Fizik ve Rehabilitasyon Hastanesi Genel Koordinatörü Dr. Köksal Holoğlu, sadece Romatem Hastanelerinde uygulanan bu tedavi yönteminde, bel ve boyun fıtığı ile kemik eğriliklerinin tedavisinin yapıldığını söyledi.

''Vertetrac ve Cervico 2000'' cihazının, hasta tedavilerinde yüzde 75'lik başarı sağladığını belirten Dr. Holoğlu, ''Mekanik sistemde çalışan cihazın İzmit ve İstanbul'daki uygulamasında yüzde 75 oranında başarılı sonuçlar elde edilmiştir. 15 gün içinde hasta kabulüne başlayacağımız Samsun'daki hastanemizde de bu sistemle tedavilerimizi yürüteceğiz'' dedi.

Tedavide hastanın yatmasına ihtiyaç duyulmadığını da vurgulayan Dr. Holoğlu, şunları kaydetti:

Yorgunlukla nasıl başa çıkılır?

Genel güçsüzlük, çabuk yorulma ve konsantrasyon zorluğu olarak ifade edilen yorgunluk sık görülüyor ve iş performansını, aile yaşamını, sosyal ilişkileri olumsuz etkiliyor.

Amerikan Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sunay Sandıkçı'ya göre, yorgunluğun en sık nedenleri aşırı egzersiz, uyku bozukluğu, beslenme yetersizliği, kondüsyon eksikliği, üst solunum yolu enfeksiyonları, kansızlık, tiroid hastalıkları (tiroidin az veya çok çalışması) akciğer hastalıkları, ilaçlar, viral hastalıklar, kanser ve depresyon.

Özellikle sakinleştiriciler, depresyon, allerji ve tansiyon ilaçları, kas gevşeticiler ve pek çok antibiyotiğin de yorgunluğa neden olabileceğini belirten Prof. Sandıkçı, bu durumun altı aydan uzun sürmesi halinde kronik yorgunluktan bahsedildiğini söylüyor ve şöyle devam ediyor:

Hamburger ile astımın bağlantısı var mı?

Gelişmiş ülkelerde haftada 3 ya da daha fazla hamburger yiyen çocukların astıma yakalanma riskinin daha fazla olduğu bildirildi.

Almanya'nın Ulm Üniversitesi'nden Gabriele Nagel ve ekibinin yaptığı araştırma, haftada 3 ya da daha fazla hamburger yiyen çocukların astıma yakalanma riskinin daha fazla olduğunu, meyve, sebze ve balık ağırlıklı beslenmenin ise astımdan koruyabildiğini gösterdi.

Nagel ve ekibi, 20 ülkeden 8-12 yaşındaki 50 bin çocuğu kapsayan verileri inceledi. Bu çocuklardan yaklaşık 30 binine alerji testi yapıldığı görüldü.

Beslenme biçiminin polen gibi yaygın alerji yapıcılara duyarlıkla bağlantılı olmayabileceğini, ancak astım veya hırıltılı solunuma yakalanma sıklığını etkileyebileceğini belirten bilim adamları, meyve, sebze ağırlıklı beslenmenin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi gelişmemiş ülkelerde de astım ve hırıltılı solunum oranının azlığıyla ilişkili olduğunu vurguladı.

Hızlı kilo vermek yanlış ilaç kullanmak gibi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Seda Bahtiyar Tatay hızlı kilo vermenin zararlarını ve diyet yaparken dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı...

Son dönemlerde hızlı kilo verebilmek adı altında yaşananlar bu durumun sağlık üstüne olan etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Hızlı kilo vermenin ve çok düşük kalorili diyetlerin vücutta yarattığı zararların her bakımdan çok yıpratıcı olduğu artık yaygın olarak biliniyor. Kas kaybı ile başlayıp, yağ depolanması, açlık sinyallerinin sürekli hayat kalitesini kötü yönde etkilemesi ,enerji düşüklüğü ve sinirlilik bu zararlardan sadece bir kaçı. Beslenme ve Diyet Uzmanı Seda Bahtiyar Tatay hızlı kilo vermenin zararlarını ve diyet yaparken dikkat edilmesi gerekenleri yazdı.

Bakımlı ayaklarla sağlıklı yürüyüşler

Yürüyüşler sağlığınız için çok önemli... Ancak bu yürüyüşlerde ayaklarınızın sağlığına ve bakımına da dikkat etmelisiniz.

Su kabarcıkları: Derinin katmanları arasında sıvı birikmesi sonucu oluşur. Sık rastlanan, genellikle küçük yaralardır. Ayak derisinin basınç ve sürtünmeye maruz kaldığı her yerinde oluşabilir.

Eğer şeker hastalığınız varsa veya ayaklarınızdaki kan dolaşımı zayıfsa, su kabarcığı gibi küçük bir problem bile, enfeksiyonla birleşince ciddi sorunlar oluşturur. Şekere bağlı olarak ayak veya bacaktaki sinirlerin hasar görmesi, enfeksiyonu hissetmenizi engelleyebilir.

Kabarcıkları kontrol edin, kızarıklık veya cerahat olup olmadığına bakın. Kızarıklık olması veya cerahat toplanması, enfeksiyon belirtisidir. Vakit kaybetmeden bir doktora başvurun.

Tansiyonunuz için meşrubat içmeyin

Bir araştırmaya göre, günde sadece bir bardak daha az şekerli içecek tüketerek tansiyonu düşürmek mümkün.

ABD'de, sonuçları tıp dergisi Circulation'da yayınlanan ve Louisiana eyalet üniversitesine bağlı New Orleans Sağlık Bilimleri Merkezi tarafından yapılan araştırmada, günde sadece bir bardak daha az şekerli içecek tüketerek bile insanların tansiyonlarını düşürebilecekleri belirlendi.

Araştırmanın başında yer alan halk sağlığı Doçenti Liwei Chen, şekersiz içecek tüketimi veya kafein alımı ile tansiyon rahatsızlığı arasında bir bağlantı bulamadıklarını belirterek, insanların sıkça şüphelendiği kafeinin değil, aslında şekerin yüksek tansiyona yol açabilen bir besin kaynağı olabileceğini kaydetti.

Yeni diyet trendi: Doyana kadar ye

Amerika'dan gelen yeni bir diyet trendi, diyete olan bakış açısını değiştiriyor. Amaç; yemeyi sevmek, tadını çıkarmak ve doyana kadar yemek!

Diyet yaparken sürekli midenizin zil çalmasından şikayetçiyseniz, imdadınıza Amerika'dan gelen yeni bir diyet trendi yetişiyor: Volumetrik Diyet! ''Hacim Diyeti'' olarak da adlandırabileceğimiz bu diyet trendi, yeni bir çığır açıyor. Çünkü temeli, ''doyana kadar ye'' prensibine dayanıyor.

Nesnelerin hacmini ölçmeye yarayan bir birim olan ''volumetri''den adını alan diyet yöntemi, besinleri kalori değerlerine göre değil, hacim değerlerine göre sınıflandırıyor. Bir örnek vermek gerekirse: 15 tane üzüm, tartıda 100 gram geliyor ve kalorisi de 70 civarında. 15 tane kurutulmuş üzüm ise en fazla 20 gram ve onun da kalorisi 70 civarında. Peki, 100 gram üzümle mi doyarsınız, yoksa 20 gram kuru üzümle mi? Her ikisinin de kalorisi aynı ise, daha hacimli olan taze üzüme uzanmaz mı şimdi eliniz? Bu soruya ''evet'' deme ihtimaliniz çok yüksek. Zaten araştırmalar da bunu gösteriyor.

Bahar yorgunluğu

Mevsim dönümlerinde kendini yorgun hisseden, yataktan bir türlü kalkmak istemeyen, elini kaldıracak gücü olmayanlardan mısınız? Yoksa bahar geldi diye içi içine sığmayanlardan mı?

Her mevsim kendine özgü, sık görülen hastalıkları beraberinde getiriyor. Örneğin kışın üst solunum yolu enfeksiyonları, yaz aylarında bağırsak enfeksiyonları daha sık görülüyor. İlk baharsa havaların ısınmaya başlaması ve doğanın u yanışıyla beraber, birçok insanın kendini daha iyi hissettiği bir dönem. Bunun yanında azımsanmayacak bir grup da mevsim başında halsizlik yorgunluk ve isteksizlik hissedebilir. Bahar yorgunluğu, halk arasında sık kullanılan bir terim olup iklim değişikliğinin vücutta yarattığı yorgunluk hissi olarak tanımlanabilir. Aslında birçok nedeninin bir araya gelerek yarattığı bir tablodur. Amerikan Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Dr. Bülent Yardımcı, yorgunluk hissinin yanında uyku düzensizliği, iştah azalması, kas krampları, eklem ağrıları ve kadınlarda adet düzensizliği gibi belirtilerin de olabileceğini belirtiyor.

Evde Zayıflatan Egzersizler...

Spor salonlarına verecek paranız yoksa üzülmeyin. Evde yapabileceğiniz etkili egzersizler sayesinde kilolarınızla vedalaşabilirsiniz.
Uygun bir diyet eşliğinde egzersiz, kilo vermenize yardımcı olacaktır. Ehow'da yer alan bilgilere göre, işte evde yapabileceğiniz en yaygın ve popüler egzersizler şöyle:

Aralıklı idman: Bu egzersizde, belirli bir zaman için çok sıkı çalışıyorsunuz, sonra belirli bir süre ise yavaş tempoda yürüyorsunuz. Örneğin, merdivenleri uçarak çıkıyorsunuz (hızlı bölüm), sonra aşağıya doğru yürüyorsunuz (yavaş bölüm). Bir başka örnek ise, bir dakika için koşu bandı üzerinde koşuyorsunuz ya da tempolu yürüyorsunuz; sonrasında ise bir dakika daha yavaş tempoda yürüyorsunuz. Toplam 20 dakika sırasıyla hızlı ve yavaş uyumunu ayarlıyorsunuz. Bu sadece yarım saat hızlı tempoda koşmanızdan daha fazla fayda sağlayacak.

Spor Yaralanmalarına Dikkat!

Spor ya da egzersiz yaparken vücudunuzdaki yumuşak dokulara zarar verebilirsiniz. Günlük hayatımızda yaptığımız bazı basit hareketler bile bağ dokuları, kas ve tendonlara zarar verebiliyor. En yaygın görülen yumuşak doku yaralanmaları ise; burkulma, adale ve tendon zorlanmaları, ezilmeler, tendinit, bursit ve stres sakatlanmaları... Memorial Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Burhan Uslu, “bağ ve adale zorlanmaları” hakkında bilgi verdi.

Burkulmalar

Vücudumuzdaki eklemler, bağlar tarafından desteklenir. Burkulma, bir bağın gerilmesi veya yırtılmasıdır.

Yaza girerken diyette yapılan 10 hata

Havalar iyice ısındı, diyet mevsimi geldi. Her yaz başında sıkı bir diyet programına başlıyor, ancak bir türlü sonunu getiremiyor ya da verdiğiniz kiloları kısa sürede alıyorsanız, bir yerlerde yanlış yapıyorsunuz demektir.

Dikkat ediyorsunuz, hatta sıkı diyete başlıyorsunuz ancak sonuç olumsuz!

Peki bu aşamada ne yapacaksınız, ideal kilonuza nasıl döneceksiniz? İşte diyette yapılan 10 yanlış ve çözüm yolları:

1. Amacınızın yaşama şeklinizi değiştirmek değil sadece zayıflamak olması:

Kilo vermede başarılı olmanın tek yolu, bunu, hayat tarzınızda yapacağınız bir değişiklik olarak görmektir. Diyete başlarken 'Ben yaşam şeklimi değiştiriyorum ve bundan sonra yediklerime dikkat edeceğim.' mantığıyla yaklaşırsanız kilo vermede ve verdikten sonra korumada başarı sağlamış olursunuz. Kısa dönem boyunca aç kalmayı diyet olarak algılayanların elde edeceği tek şey, tez zamanda diyeti bırakmak olacaktır. Bu sebeple sağlıklı ve dengeli bir beslenme programını yaşam şekli olarak benimsemeniz gerekir.

Hemen Bugün Spor Yapmaya Başlayabilirsiniz!

Yaza kilolarınızla girmek istemezsiniz, değil mi? Öyleyse tembelliği bırakın ve hemen önerilerimizi uygulamaya başlayın!

Birinci Gün
Bacaklarınızı omuz hizasında açın. Ellerinizi kalçalarınıza koyun, dizlerinizi bacaklarınız yere paralel olacak şekilde kırın ve sonra tekrar doğrulun. Hareketi 12 kez olmak üzere iki set tekrarlayın.

Ellerinizi kalçalarınıza koyun. Bacaklarınızdan biri ile mümkün olan en büyük adımı atın. Öndeki diziniz kırık, arkadaki gergin olsun. Birkaç saniye bekleyin ve sonra bacağınızı diğerinin yanına çekin. Hareketi 12 kez olmak üzere iki set tekrarlayın. Parmak uçlarınızın üzerinde mümkün oldukça yükselin. Hareketi 15 kez olmak üzere iki set tekrarlayın. Sırtüstü uzanın... Ellerinize birer ağırlık alarak kol kaslarınızı çalıştırın. Hareketi 12 kez olmak üzere iki set tekrarlayın. Aynı hareketi bu kez ayakta yapın. Bacaklarınızı omuz hizasında açın, ağırlıkları elinize alın ve kollarınızı dirseklerden kırıp, ağırlıkları omuzlarınıza değdirin. Hareketi 12 kez olmak üzere iki set tekrarlayın. Ağırlıkları elinizde tutarak dirseklerinizi kırmadan, kollarınızı iki yana açarak kaldırıp indirin. Hareketi 12 kez olmak üzere iki set tekrarlayın. Sırtüstü uzanın. Ellerinizi başınızın altına alın, dizlerinizi kırarak yavaşça mekik çekin. Hareketi 15 kez olmak üzere üç set tekrarlayın.

Egzersiz Nedir?

Fiziki aktivite, iskelet kaslarının kasılması sonucunda üretilen, bazal düzeyin üzerinde enerji harcamayı gerektiren bedensel hareketlerdir. Egzersiz, fizik aktivitenin alt sınıfı olarak kabul edilir. Planlı yapılandırılmış, istemli, fiziksel uygunluğun bir ya da bir kaç unsurunu geliştirmeyi amaçlayan sürekli aktivitelerdir.

Egzersizin amacı oksijen dağılımını ve metabolik süreçleri yoluna koymak, kuvveti, dayanıklılığı geliştirmek, vücut yağını azaltmak, kas-eklem hareketlerini iyileştirmektir. Bütün bu yararlar iyi bir sağlık için gereklidir ve herkes günlük yaşamına rutin bir egzersiz programı katmalıdır. egzersiz için genç-yaşlı ayırımı yoktur, bununla birlikte yorucu egzersizin riskleri vardır. Haftada 3 kez, 20 dakika ve yukarısı bir egzersiz yeterlidir. Haftada 5 kere ya da daha fazla seanslar için 15-25 dakikalık süreler üst düzey yarar sağlar.

Yorucu bir egzersizden en az 3 saat önce yemek yenmelidir, sıvı egzersiz öncesi (1 bardak), egzersiz esnasında ve sonrasında alınabilir.

Engelliler ve Spor Hakkında Bilgi

Engelli insanlar için dünyada ciddi anlamda sportif çalışmaların başlangıcı 1 Şubat 1945 olarak kabul edilir. O tarihte İngilterede Londraya 70 kilometre mesafedeki Aylesbury kentinde Stoke Mandeville Rehabilitasyon Merkezinde Dr.Ludwig Guttmann tarafından II.Dünya Savaşında şarapnel parçaları ile çeşitli şekillerde yaralanmış parapleji hastalarının rehabilitasyonu için spor kullanılmaya başlanmıştır. Dr.Guttmann ilk olarak okçuluk, bowling , bilardo ve masa tenisini kullanmaya başlamıştır.

Daha sonra bu olayı takım sporlarına taşıyan Dr.Guttmann tekerlekli sandalye ile önce polo, sonra da basketbol oyunlarını kullanmaya başladı.Kısa bir süre sonra diğer spor dalları eskrim, cirit, gülle, tekerlekli sandalye yarışı, tekerlekli sandalye ile slalom yarışı ve halter spor dalları olaya katılmıştır. Dr.Guttmann 28 Temmuz 1948 tarihinde I.Stoke Mandeville Özürlüler Oyunlarını düzenlemiştir.Bu oyunlara savaş gazisi 16 kişi katılmıştır.1949da düzenlediği ikinci oyunların ödül dağıtımı sırasında Dr.Guttmann “Özürlülerin spor etkinliklerinin İngiltere sınırlarının dışına çıkartılıp, uluslararası düzeye getirilmesini” önermiştir. O dönemde çok ilgi görmeyen bu öneriden üç yıl sonra 1952de Hollandadan küçük bir özürlü sporcu kafilesi gelmiş ve ilk uluslar arası ilişki gerçekleşmiştir.

Hareket Azlığının Zararları Nelerdir?

Uygar yaşantı dediğimiz, sürekli teknolojik ve endüstriyel gelişim içerisinde olan, kent yaşamında kırsal yaşantının dinlendirici, güç verici görüntü ve ortamı kaybolur. Bir beton yığını şekline dönüşmüş evler, yeşile hasret alanlar. Sanayi artıkları kirlentileri, dumanları, gürültüleri ile dolu bir yaşantı. Korna, daktilo, telefon sesleri, çığlıklar, bağırışlar. Dar ve pislik kokuları ile sokaklar. Konserve kutusu gibi taşarcasına doldurulmuş ulaşım araçları. Asık suratlı insanların, hızlı adımlarla dolaştığı caddeler. Geçim derdi, işini kaybetme korkusu. Ve bunlara benzer sıralayabileceğimiz, çeşitli nedenlerle oluşan psiko-sosyal baskılar. Hareket azlığına bir de bu tip psiko-sosyal baskılar eklenince, organizmanın duyarlılığı artmakta, dayanma gücü azalmaktadır.

Egzersizin Zararları Nelerdir?

Bu bölümde fiziksel eforun hangi koşullarda insan sağlığını olumsuz yönde etkilediğini, yani egzersizin zararlı olduğu koşulları anlatmaya çalışacağız. Yapılan araştırmalarda, maksimal egzersizin, genç ve sağlıklı kişilerde herhangi zararı olmadığı bulgusuna rastlandı. Doğaldır, bunları söylerken temas sporlarının sonucunda ortaya çıkan yaralanmalardan bahsetmiyoruz. Sağlıklı, gençlerin dışındaki kişilerin egzersizinde bazı önlemler alınmalıdır. Orta yaşlı, sürekli sedanter(hareketsiz bir yaşam şekli, oturak hayatı) hayat yaşayan ve çoğunluğu şişman olan kişilerin jogging veya diğer egzersizleri yapmaya kalktıklarında öncelikle bir doktor kontrolundan geçmeli ve bir uzman tarafından verilecek program hafif egzersizle başlamalı ve tedricen egzersizin yükü arttırılmalıdır.

Egzersizin yararları nelerdir?

Egzersizin yararlarını iki etapta inceleyebiliriz. Şöyle ki;

Egzersizin ilk etaptaki yararı günlük yaşantı kondisyonunu arttırmasıdır. Bu kondisyonun artması sonuçta, günlük zorlanmalar karşısında insan vücudunun daha az yorularak iş yapmasını sağlar. Bu günlük zorlanmaları kısaca örneklersek, merdiven çıkma, otobüse koşma, hızlı yürüme ve bir yükü aldırma veya taşıma gibi. Sonuç olarak kişinin günlük işlerini kolayca yapmasını, yorulmadan tamamlaması sağlanmış olur. Kişi belirli bir program çerçevesinde fiziksel egzersiz yapmasının ardından, egzersiz öncesi ve sonrasındaki günlük işler karşısındaki durumunun egzersiz periyodunun sonundaki olumlu gelişme açıkça görülebilir. Buradaki kondisyonun ölçülmesine gerek yoktur.

Karın Germe- Karın Estetigi

Karın estetigi -Abdominoplasti karnın katlanması ile ortaya çıkan fazlalık deri ve derialtı dokunun karnın orta ve alt kısmından çıkarılması ve karın duvarı ile karın kaslarını sıkılaştıran büyük cerrahi girişimlerden birine denir. Bu girişim genellikle karnın sarkık olan görünümünü dramatik bir şekilde düzeltmekte Bununla birlikte bu operasyon hastanın karın alt kesiminde kişiden kişiye değişmek kaydıyla kalıcı bir iz bırakmakta

Abdominoplasti için en uygun adaylar, göreceli olarak iyi bir vücut ölçüsüne sahip olan ancak diyet veya egzersiz ile gideremedikleri fazlalık karın yağ dokusuna ve gevşek karın derisine sahip erkek ve kadınlardır. Bu operasyon özellikle birçok hamilelik sonrası sarkık karına sahip olan kadınların karın kas ve derisini gerginleştirerek normale dönmesine yardımcı olmakta Bu operasyon deri elastikiyeti genellikle şişmanlığa bağlı kaybolmuş yaşlı kişilerin karın görünümlerini düzeltmede de özellikle önerilmekte

Titreşimle zayıflanır mı?

Gazi Üniversitesi Endokrin, diyabet ve metabolizma Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. İlhan Yetkin, egzersize dönük yöntemlerin dışındaki egzersiz yöntemlerinin metabolizmaya bir etkisinin olmadığı inancında.

Prof.Yetkin, yağ hücrelerini idrarla dışarıya attığı iddia edilen yöntemlerin de yanıltıcı olduğunu belirterek şöyle diyor: “Ancak egzersiz ve egzersize dönük olan yöntemler metabolizma üzerinde etkili olabilir.

Onun dışında durduğu yerde kalın eşofmanlar giydirilerek terleyen kişide çok önemli bir değişiklik olmaz. “yağ hücresi idrarla atılmaz” Bel korseleri, bantları gibi titreşimli aletlerin yağları eritme yönünde bir yararı olmaz. Çünkü vücudun yağı, yağ hücreleri içindedir.

Dengeli Beslenerek İdeal Kilonuza Ulaşın!

Yaz Aylarının gelmesiyle fazla kilolarınızdan kurtulma istegi içinde ne yapacagınızı şaşırmış durumdamısınız ..işte size kilolarınızdan kurtulmak için öneriler
12 kuralla diyetsiz kilo verin
Fit bir vücut için yapmanız gereken tek şey; ‘yeterli’ ve ‘dengeli” beslenmek! Üstelik aç kalmadan, sıkıcı listelere bağlı yaşamadan!
yoğun iş hayatı ve günlük koşuşturmalarımız nedeniyle düzensiz beslenmek zorunda kalabiliyoruz Hemen hepimiz sabahları kahvaltımızı ayakta atıştırıyor, gündüz tabağımızdaki besinleri hızla tüketiyor, akşam öğününü de neredeyse yatma vaktine yakın yemek zorunda kalıyoruz. Bunun faturasını da hızla aldığımız kilolar ile ödemek zorunda kalıyoruz. Fazla kilolarımızdan kurtulup fit bir vücuda sahip olabilmemiz için başladığımız diyetleri de genellikle düzensiz yaşantımız ya da aynı besinleri yemekten sıkılıp irademize yenik düşerek yarım bırakıyoruz.

Son yorumlar

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18

İçeriği paylaş